Suda Nefes Almak | Oksijene Doyurulmuş Perflorokarbonlar

Suyun altında saatlerce, günlerce kalıp yaşamanın mümkün olduğunu biliyor muydunuz? Bu suyu içme suyu ya da deniz suyu olarak algılamayın lütfen. Özel bir ismi var çünkü “Oksijene doyurulmuş perflorokarbonlar”…

Anne karnında içinde bulunduğumuz sıvı, amniyotik sıvı olarak isimlendirilen bir sıvıdır. İnsan olma yolundaki temel aşamalarımızı bu sıvı içinde tamamladığımıza göre demek ki insan ciğeri sadece hava değil su içinde de kalabilir, düşüncesiyle yola çıkan bilim insanları uzun süren çalışmalar sonucunda yazımıza konu olan sıvıyı oluşturmayı başarmışlar. Başlangıçtaki yoğunluğu suyun çok üstünde olmasına rağmen çalışmalar devam etmiş ve hemen hemen suyun yoğunluğuna yakın bir yoğunlukta sıvı elde etmişler. Böylece bebekler için yapay bir anne karnı oluşturulmuş. Böylece bebekler ve anneler için herhangi bir durumda daha sağlıklı bir ortam verilebilecekmiş. Buraya kadar her şey güzelken şimdi devreye başka bir fikir giriyor.

Buluş pek yaygın bilinmediğinden dolayı oldukça başarılı oluyor her şey aslında. Dan Brown’un Kayıp Sembol kitabında bahsettiği şekilde notlarımı aktaracağım şimdi buraya. Hasta ruhlu bir adam, baş rolümüzü tabut gibi bir alana kapatıyor. Oradan çıkmak için uğraşırken bir ses duyuyor ve tabutun içi yavaş yavaş ılık suyla dolmaya başlıyor. Bu esnada çözmesi gereken bir şifre var ve bu şifreyi çözebilirse eğer oradan çıkarılacağını düşünüyor. Zira kendisinde aynı zamanda klostrofobi var. Kapalı alanda kalmak yeterince kötü değilmiş gibi bir de bu kapalı alana su dolup kendisinin ölümünü hazırlayacak. Bu adrenalin patlamasıyla kahramanımız Masonları etkileyecek şifreyi çözüyor lakin hasta ruhlu adam onu tabuttan çıkarmıyor. Birkaç dakika geçince bu acı son bulacak diye düşünüyor çünkü ciğerleri oksijen için büyük bir açlık içinde. Ve artık kahramanımız bilincini yitiriyor.

Buraya gelince baş rolün ölümünün derin üzüntüsünü yaşamıştım. Meğerse durum farklıymış. CIA, FBI gibi yüksek güvenlik teşkilatlarının kullandığı bir tür düşman sorgulama mekanizması haline gelmiş. Böyle bir şeyin olduğundan büyük bir çoğunluğun haberi olmadığından sorgulama için mükemmel bir araç haline gelmiş. Çünkü bu sıvının içerisine bazı yatıştırıcı ve sersemletici ilaçlar, uyuşturucular da ekliyorlarmış. Böylece kişi vücudunu hareket ettiremiyor ve kafası yerinde değil. Suyun kendisini boğduğuna da tanık olduğundan öldüğünü zannederek bomboş durmaya devam ediyormuş. Belli bir süre böyle geçtikten sonra sorgulanmaya başlayınca “Tanrı” ya da “İlahi bir güç” olarak nitelendirebileceğimiz varlıklar tarafından sorgulandığını düşünüyormuş.

Bizim kahramanımız da öldüğünü zannediyor. Sağır edici bir sessizlik içinde, hiçbir uzvunu kıpırdatamadan, yer çekimini dahi hissetmeden vakit geçiriyor. Devamı spoiler olacağı için susuyorum.

İnsan psikolojisinin önemini bir kez daha gözler önüne seren bir uygulama… Ayrıca kitabın kendisi çok güzel. Sadece Kayıp Sembol değil yazarın her kitabı ayrı güzel. Okumadıysanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Başka bir yazıda görüşmek üzere!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir