Mühendis mi Olmak İstiyorsun? Bir Kez Daha Düşün!

Selam! Tercih döneminde olduğumuzdan dolayı bu konuda bilgilendirici yazılar yazmaya çalışıyorum. Mühendis olmak istiyorsun merak ediyorsun, belki de mühendislik yazmalı mıyım diyorsun. Nasılmış bu mühendislik, kimler okumalıymış gel birlikte inceleyelim.

İlk adım, Neden mühendislik okuMAlısın?

Ne yazık ki kız ve erkek öğrenci sayısı arasında büyük bir fark oluyor. Endüstri mühendisliğinde kız öğrenciler, makine mühendisliğinde erkek öğrenciler daha çok oluyor. Sayısı birbirine yakın olan bölüme denk gelmedim şu ana kadar bir taraf ezici bir çoğunlukla baskın oluyor.Belli bir süreden sonra alışıyorsun fakat ilk anda garipsiyorsun. Bu dengesizlik yavaş yavaş dengeleniyor ve biz de bilinçlendirme için buradayız 🙂

Matematik ve fizik en yakın dostun olacak. Her dönem matematiğe ve fiziğe dair derslerin olacak. Lisede çok zor diye çözmediğin/ çözemediğin/ çözmek için kendini yırttığın integrali mumla arayacaksın, çünkü iki ve üç katlı integrallerle uğraşacaksın.

Dersler fazlasıyla zor, son gün çalışmayla dersi geçme bir durumu rüyada dahi göremiyorsun. Son güne bıraktığında, kafa yarabilecek kalınlığa sahip notlarla ümitsizlik içinde bakışırken “Biz bu kadar şeyi ne zaman işledik?” diye düşünüyorsun.

Büt zamanı şehirde kimse kalmamış olsa da mühendislik fakültesi tam kadro orada oluyor. Demiştim, dersler biraz zor 🙂

Uykusuzluğa alışıyorsun. Zira verilen projeleri yetiştirebilmek için 24 saat yetersiz geliyor. Hafta neden 7 gün diye sinirleniyorsun.

Kahve kültürün gelişiyor, vücudunun %70’ini kahveye teslim edişini izliyorsun. Ayakta kalabilmek için en büyük kurtarıcın kahve oluyor. Hep aynı kahve de içilmiyor böylece de kahve kültürün gelişiyor.

Şimdi de Neden mühendislik okumalısın?

Teknolojinin hayatımız üzerindeki etkisini fark etmemek imkansız. Dünya teknolojinin elinde, teknoloji de mühendisin…

Okuldan sonra KPSS gibi sınavlara girmek zorunda değilsin. Memur olmayı isteyen kişiler yine olacak fakat büyük bir çoğunluk kendi işini kurma ve özel sektöre yöneliyor. Akademik kariyer istersen de ALES’e giriyorsun.

Büyük şirketlerin yöneticileri genelde mühendis oluyor, çoğunluğu da endüstri mühendisi. Mühendis bakış açısı burada önem kazanıyor.

Mekan kavramı ortadan kalkabiliyor. Örneğin bilgisayar mühendisiysen istediğin yerden çalışabilirsin. Mekanın önemi yok, saatin önemi yok. Bilgisayarın yeterli oluyor. O projeyi de zamanında teslim etmen yeterli. Her şirket böyle değil tabii ki ama bu yönde şekilleniyor.

Çalışmak için diploma almayı beklemek zorunda değilsin. İş ilanlarında genelde “Şu konu hakkında şu kadarlık tecrübe” yazısını görürsün. Okulunla, mezuniyet durumunla çok ilgilenilmiyor.

Kurumsal bir yere girmeyeceksen not ortalaman sorulmaz. O konu hakkında ne kadar çalışmalar yaptığına bakılır, ortalaman sorulsa bile en önemli faktörlerden biri değildir.

Boğaziçi, İTÜ, ODTÜ mezunlarına daha çok öncelik tanınıyor. İyi okullarda olmak çok büyük bir avantaj fakat bunlardan birinde değilsen de daha çok çalışarak bu açığı telafi edebilirsin, edersiiin çok çalış yeter ki.

Daha sayamadığım bir sürü artı ve eksisi var. Başka yazılara konu olsun onlar da 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir