Diş Teli Kullanımı

Diş teli kullanımı hakkında bilgi vermeye geldim! Umarım işinize yarayacak şekilde olur ve ne zamandır istediğiniz, korkup gidemediğiniz o ortodontiste gitmek için sizi olumlu itekleyen bir güç olurum. Haydi başlayalım!

Süt dişlerim miniminnacık dişlerken yerine çıkan dişlerim büyük çıkmışlardı bu sebeple de sol köpek dişim kendine yer bulamamıştı. Asi ruhlu olan bu dişim de herkese rest çekip üstten çıkmış, tüm ağız görüntümü bozmuştu. Ben o zamanlarda sadece görüntümü bozuyor zannediyordum fakat sağlık için de oldukça tehlikeliymiş, dişlerimizi kaybetmemize bile neden olabiliyormuş. Aile dostu bir diş hekiminden güvenilir bir ortodontistin iletişim bilgilerini aldık ve hemen randevumuzu aldık.

İlk muayene oldukça uzun bir muhabbetti diyebilirim. Tüm yeme alışkanlıklarımı anlatmıştım. Gazlı içecekleri hiç içmediğime çok sevinmişti doktorum fakat çikolata, gofret bunlara da hayır diyordu, bu madde beni üzmüştü. “Düzgün ama çürük dişlerin olacağına sağlam ama çarpık dişlerin olsun çok daha iyi.” demişti. Bunu duyunca dişlerimi çok iyi koruyacağıma söz verdim. Her saydığı maddeden sonra söz vermemi istiyordu;

  • Gazlı içecek içmeyeceğine söz veriyor musun? – Söz veriyorum.
  • Çay içsen bile dişlerini fırçalayacağına söz veriyor musun? – Veriyorum.
  • Dişlerinle fındık gibi sert şeyler kırmayacağına söz veriyor musun? -Veriyorum.
  • Elmayı kütür kütür ısırarak yemeyeceğine dilimleyerek yiyeceğine söz veriyor musun? -NE ? HAYIR VERMİYORUM.

dememle ilk çatışmamızı yaşamıştık. Sonuç olarak tabii ki dişçim kazandı ve ben telleri kırmamak için elmayı ısırarak yemedim. Hatta ve hatta zeytinin de çekirdiğini çıkarıp yememi söylemişti. Ben tüm bunlara dikkat edeceğime söz vermiştim. Gerekli röntgenleri yazıp verdiler, röntgenler sonucu 4 dişimin çekilmesini söylemişti. Üst alt, sağ sol her taraftan 1 tane olacak şekilde 2. azı dişlerimi çektirmem gerekiyordu. Böylece yirmilik dişlerim çıkabilecek yer bulacak ve de köpek dişim yerine oturacaktı.

Bu maddeyi duyunca tekrar düşünmek istediğimi söyledim. Çünkü 1 dişin yerine oturması için 4 dişimi feda etmemi istiyordu ve bu dört dişim de sapasağlamdı. 4 sağlam azı dişimi çektirmeye değer miydi? Bu şekilde düşününce vazgeçmem gerekiyordu ama dişlerim düzelsin de istiyordum. İşin içinden çıkamayınca elime kağıt kalem alıp artı eksilerini yazmaya başladım.

Artılar:                                                                                                             

  • Dişlerim güzelleşecek.
  • İstediğim gibi gülümseyebileceğim.
  • Dişlerim daha sağlıklı olacak.
  • 20’lik dişlerim ağrısız çıkacak.

Eksiler: 

  • 4 tane sağlam dişimi çektirmem gerekiyor.
  • Maliyeti fazla
  • Ne kadar acı çekeceğimi bilmiyorum

Bunları ailemle ve doktorumla paylaştım. Dolgu yaptırmanın daha acı verici olduğunu ve çektiğim acılara değeceğini, ona inanmamı söyledi doktorum. Maliyeti ailem karşılayacaktı, o madde de elendi. 4 sağlam dişle alakalı, ağız yapımı röntgenden anlattı önce bana. Normalde 20’lik dişleri çektirdiklerini fakat benim 20’liklerimin çekilemesinin tehlikeli olduğunu bu yüzden küçük azı dişlerimin çekilmesinin daha rahat olacağını söyledi. Bunları duyunca eksiler benim gözümde değerlerini yitirdi ve tedaviye başlamak istiyorum dedim. Çekilecek dişlerim çekildi, bir hafta kadar dinlendim ve rahat bir vakte randevu aldım. Artık güzel ve sağlıklı dişler için en büyük adımı atıyordum!

Tel taktıracağım zaman devlet desteği vardı. Şu anda böyle bir uygulama var mı bilmiyorum. Devlet hastaneleri özel hastanelere sevk ediyordu. Her türlü işlemi tam belgelendirmemiz durumunda devlet ödediğimiz paranın sanırım %20 ile %60’ını tedavi bittikten sonra bize geri ödeyecekti. Ödeyeceği miktar belgelendirmemize bağlıydı, bu sebeple tedavi boyunca her türlü fatura, fotoğraf, makbuzu bir kutunun içinde sakladım.

Öncelikle her açıdan ağzımın, çenemin, dişlerimin, yüzümün fotoğrafları çekildi. İyi ki çekilmiş, bittiğinde yüzümün ne kadar değiştiğini görmüştüm. 15 yaşındaydım bu işlemleri yaptırırken, biraz daha geç kalmadığım için tebrik edilmiştim. Bu tedavilerde ne kadar erken o kadar iyiydi, hatta keşke 1-2 yıl daha önce gelseydim ama olsundu 15 de geç sayılmazdı. Her an canım yanacak korkusuyla kendimi inanılmaz kasmıştım fakat canım sadece 1 kez yandı. Üst arka azı dişlerime yüzük gibi bir şey geçirmişti, doktorun o anlık hatasıyla canım yanmış çünkü diğerlerini dikkatli takınca hiçbir şey olmadı. 15 dakika sonunda güle güle kullaaan dediler ve ilk tepkim bitti mi, e bu acısızmış gerçekten! olmuştu.

 1 ve 3. azı dişlerim arasına olmak üzere toplamda 4 tane (yani 8 dişimde) tel vardı. Bunlar takıldığı an çok mutlu olmuştum. Sanki o an dişlerim düzelmiş gibi hissediyordum. 1 yıl boyunca bu şekilde durdu. Kimse bir şey görmüyordu fakat dişlerim düzelmeye başlamıştı. 6. aydan sonra üst iki tel arasından damağıma omega şeklinde   bir şey takmıştı. Yutkundukça dilimiz üst damağımıza değiyormuş yani oraya baskı uyguluyormuş. Bu doğal gücü kullanarak üst çenemi şekillendireceğini söylemişti. Bu biraz acılı bir işlemdi çünkü dilim alışana kadar zorlandım. Sabahları dilimin üzerinde kocaman bir omega işaretiyle uyanıyordum, dilimin içine geçtiği için de oldukça acıyordu. Bir de “K” harfini söylerken zorlanıyordum. Alışana kadar o harf çok garip çıktı. Arkadaşlarım, ailem sürekli “Kek, kelebek” gibi içinde çokça k harfi geçen sözcükleri söyletip eğleniyorlardı. Birkaç gün sonunda buna alıştım ve bir yılı bu şekilde tamamladım. Artık çekilen dişlerimin arası kapanmış ve köpek dişim yerine oturmuştu. Hepsini tam düzeltmek için tüm dişlerime tel takacağını söylemişti doktorum böylece asıl tel maceram başlıyordu. 1 saatlik bir randevu ayarladık veeee, işte başlıyorduk!

 

Dişlerin üzerine bir şey sürüyor, içinden telin geçeceği o kare şeyi yapıştırıp mor ışık tutuyordu. 1 saat süren uğraş sonucu artık tellerim vardı. Tel takıldığı için çok mutluydum. Büyük çoğunluk tellerini saklamak isterken ben tam tersine görünsün istiyordum. O yüzden de yandaki gibi hep rengarenk lastikleri kullandım. Hatta son zamanlarda doktorumun özel olarak getirttiği çiçek şeklindeki rengarenk lastikleri takıyordum. Bazen ağzımın içi tam bir gökkuşağı oluyor bazen de “Alt mavi üst mor olsun.” “Bir sarı bir turuncu olsun bakalım nasıl duracak.”gibi renk yakıştırmacaları yapıyordum. Bir buçuk ay kadar sonra ortadaki iki kesici dişin arkasına kısa kısmı dişime yapışık olarak L şeklinde bir şey yapıştırmıştı. Bu aparat sonrasında “S, Ş, Z” harflerini de söyleyememeye başladım. Peltek konuşuyordum artık. K harfini düzgün çıkarmak 1 haftamı bile almamıştı fakat bu üçlüyü 2 hafta olmasına rağmen hala peltek söylüyordum. Doktora gidip “Bu hafta tiyatro seçmelerim var, n’olur 1 haftalığına çıkarsak da öteki hafta geri taksak?” diye yalvarmama rağmen çıkarmamış ve söylemeyi öğrenmen lazım demişti. Çare sesli kitap okumakmış. Bunu duyan ben eski konuşmama kavuşmak için günlerce evde bağıra bağıra kitap okudum. Harfleri düzeltmiştim, karşılığında sesim kısılmıştı ama olsun, artık kendim gibi konuşuyordum bir iki güne kadar boğazım düzelirdi. Tam buna alıştım derken birkaç ay sonra bir de Headgear denen şeyden takacaktım. Her seferinde “Bu ay çıkacak mı acaba ?” diye düşünerek gidiyordum ama yeni bir aparatla geri dönüyordum.

Kullandığım Headgear tam olarak bundandı ve 6-7 ay kadar kullandım. Omega gibi olanı çıkarıp yerine bunu takmıştı diye hatırlıyorum şu an tam emin olamadım umarım doğru hatırlıyorumdur. Arka dişlerimde takılı olan yüzük gibi aparatın kenarında bunların girebileceği kadar boşluk vardı ve oraya demirlinin ucunu takıyordum. Demirlinin dıştaki kanca gibi olan kısmını mavi delikliye geçiriyordum. Bunu takma amacım da alt çenemi ileriye alması için çenemi kırması gerekiyormuş. Alt çenemi kırmaktansa üst çeneyi ittirmeye karar vermiş, bu yüzden kullanmıştım bunu. Başta milimlik geriye almalardan bahsetmişti, ne gerek var ki boşuna takmayalım demiştim ama yüzümdeki değişikliği görünce iyi ki takmışım dedim. Okuldan eve gelince takıyordum böylece bu uzaylı halime sadece ailem katlanmak zorunda kalıyordu. Bir de yüz üstü uyumaya veda etmiştim ne yazık ki. Yemek yerken çıkarıp sonra geri takıyordum. Bunu tak çıkar yapmamak ve sürekli diş fırçalamamak için atıştırmalık yemiyor, hiçbir şey içmiyordum. Headgear takılıyken bir şey içebilmenin tek çaresi pipet kullanmak.

Frenulumun bu kadar önde olmaması gerekiyor. Hastaneden randevu al hemen kestir orayı 2 hafta sonra tekrar gel.” dedi doktorum. Dediği şeyi anlamadım tabii ki ve kağıda yazmasını rica ettim. Frenektomi-Frenetomi yazdı. Bizim anlayacağımız haliyle ilk fotoğraftaki ön iki diş arasına kadar dudaktan inen parçanın orada olmaması gerekiyormuş. Bunu lazerle yakınca ikinci fotoğraftaki haline dönüyormuş ve sağlıklı olan da buymuş. Lazerle yakmak diyince korkmaya gerek yok, acısız bir işlem olduğu için uyuşturmaya gerek duymadılar. Yumuşacık bir fırça verdiler kullanmam için. Rengi başta kahverengiyken 1-2 gün sonra düzeldi. Bir arkadaşım “Yüzüne ne yaptın güzelleşmiş, dudakların daha dolgun görünüyor ?” demişti. “Hiçbir şey yapmadım ama teşekkür ederim.” demiştim. Sonradan aklıma geldi, 1 hafta önce Frenektomi-Frenetomi denen şeyden olmuştum.

Artık sonlara yaklaşıyorduk. birlikte bir de bu lastikler başladı.Çenenin kapanma şeklini düzeltiyordu bu lastikler. Söylediği saat kadar takıyordum, fazla takarsam şeklini bozacağını söylemişti. Bunlarla birlikte çenemin kapanması da düzeldi. Ve sonunda tellerim çıktı! Toplam tedavim 2 yıl 2 ay sürdü. Sondaki 2 aya uzamasının sebebi teli birkaç kez kırmamdan kaynaklanıyordu. Teli her kırdığımda ya da randevumu kaçırdığımda tedavimi geriye attığı için 2 ay kadar fazladan takmak durumunda kaldım.

Teller çıktıktan sonra dişler eski haline dönmek istermiş. Bunu engellemek amacıyla dişlerin arka tarafına incecik bir tel yapıştırıyorlar. Dile çarpmıyor, rahatsız etmiyor kesinlikle. Bir de her gece takmamız için yandaki gibi saydam bir plak veriyorlar. Her gece düzenli olarak takınca hiçbir bozulma olmuyor ve hiçbir acısı da yok. Nasılsa düzeldi artık diye plakları takmadığım bir zaman olmuştu ve sol köpek dişimin yanındaki kesici dişim bozulmaya başlamıştı. Onu görünce hemen plakları takmaya başlamıştım ve dişlerim ağrımıştı. Şekillerinin bozulduğunu oradan anlamıştım. Düzenli olarak kullanınca acısı yavaş yavaş azaldı ve bitti, tekrar düzeldi dişim.

Tüm şeffaflığıyla sizlerle paylaşmak istedim. Çok acı veren işlemler gibi gelmiş olabilir fakat hepsinin ilk anını anlattım sizlere. Ağzınız alıştığı anda ağrı sızı kalmıyor. Aylık randevular oluyor ve her randevu sonu teller biraz daha sıkılaşıyor. O gün sert yiyecekler yiyemiyorsunuz ertesi güne düzeliyor zaten. Şurada bahsettiğim acılı geçen süreçlerin toplamı maksimum 3 hafta sürer, tedavi 25- 26 ay sürmüştü. Bu şekilde düşünüp sonuca bakınca çekilen cefaya değeceğini anlıyorsunuz.  Çünkü ağzınızı rahatça açabiliyor, istediğiniz gibi kahkaha atıyor hale geliyorsunuz. O kadar istemişim ki, artık her fotoğrafımda dişlerimi göstere göstere kocaman gülümseyerek çekiliyorum ve beni oldukça iyi hissettiriyor. Her yere giderken yanımda diş fırçası taşıyor ve her yemekten sonra dişlerimi fırçalıyorum. Böylelikle diş sağlığımı da koruma alışkanlığı edinmiş oldum. Emin olun sivilce ilacı kullanmak çok daha zor, çok daha acı verici. Roaccutane’dan çektiğim çileleri anlattığım yazıma buradan ulaşabilirsiniz. Eğer maddi imkanınız el veriyorsa ve böyle bir rahatsızlığınız varsa gitmeyi kesinlikle ihmal etmeyin. Kendinize en büyük yatırımlarınızdan biri olacak. Görüşmek üzere !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir